İletileri Göster
Sayfa: [1] 2 3
1  Kişisel Gelişim / Çekim Yasası / Ynt: Çekim Yasası : Şubat 28, 2011, 08:13:26 am
Yukardaki yazı benim kullandığım tekniğin bir benzeri olduğu için paylaşmak istedim .

Ben bir yeni düşünce tarlama ekmeden önce o düşünce hakkındaki kalıplarımı anlaşmalarımı yaptığım çalışmaları düşünürüm sonrada evrende o düşünce yani diğer bir şekilde istek ile olan tüm antlaşmalarımı iptal etme  medisi yaparım daha sonrada istediğim nasıl bir şeyse onu tarlama ekmeye başlarım  degiş 
2  Kişisel Gelişim / Çekim Yasası / Çekim Yasası : Şubat 28, 2011, 08:10:02 am
Çekim Yasası
Çekim yasasını en basit şekilde evrende benzer titreşimdeki enerjilerin birbirini çekmesi olarak tanımlayabiliriz. Nasıl bir yaşam süreceğimizi düşünce ve duygularımız vasıtasıyla biz belirleriz. Çekim yasasını hayatımıza nasıl uygulayacağımızla ilgili sureci aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz :

1.Yaşamınızda gerçekten ne yaratmak istediğinizi belirlemek.

2.Hayatınıza çekmek istediğiniz para, sağlık, başarılı bir iş, mutlu bir ilişki vs. ile ilgili inanç sistemlerinizi keşfetmek.Örneğin hayatınıza daha çok para çekmek istiyorsanız parayla ilgili yargılarınızı ve inançlarınızı keşfetmek çok faydalı olacaktır. Para kötü bir şey, para bana kolay gelmez, çok para kazanmak için haksız yollara başvurmak şart, ben parayı haketmiyorum (Aslında sevgiyi ve sevilmeyi haketmiyorum ), ailemde de aynı sıkıntılar hep vardı bu benim kaderim vb daha da fazla detaylandırabileciğimiz inanç ve yargılar...


   
3.İnanç ve yargılarınızı belirledikten sonra, bunların sizin yaşamınızda gerek çevreniz, gerekse kendiniz tarafından oluşturulmuş olduğunu kabul etmek önemlidir. Bu sizi bir sonraki aşama olan inanç ve yargılardan özgürleşmeye getirir. Yıllardır içinde bu inançları ve yargıları barındıran siz nasıl hissediyorsunuz ? Ne tür duygular içinizden dışarıya çıkıyor ve bedeninizde ne tür enerjiler kendini gösterip nasil fiziksel etkiler yaratıyor ? (Korku, yetersiz olma, endişe, yoksun olma, güvensizlik vb.) Yapacağınız bilinçli seçimle artık bunların sizin hayatınızı yönetmesine son verip sorumluluğu elinize alma vakti geldi !

4.Yukarıdaki aşamalardan sonra artık temiz bir tarlaya istediğiniz duygu ve düşüncelerin tohumlarını ekmeye hazırsınız ! Her neyi ekmek istiyorsaniz oncelikle zaten onun hayatınızda olduğunu kabul etmek ve bununla ilgili detay duyguları hissetmek bir diğer önemli kuraldır. Örneğin mutlu bir ilişki istiyorsaniz zaten böyle bir ilişkiye ve istediğiniz özelliklerde bir partnere sahipmişçesine yaşamaya ve bu mutluluğu, tatmini yaşamınızın tüm alanlarında deneyimlemeye başlamak fiziksel olarak uygun partneri ve ilişkiyi hayatınıza çekmeyi hızlandıracaktır.

5.4. madde ile ilgili olarak süreci zorlamamak, zihninizle imgelemeye çalışmamak önemlidir. Kalbinizde ve tüm varlığınızda hayatınızda olmasını istediğiniz şeyi hissettikten sonra zihninizi serbest bırakıp sürecin sizi yönlendirmene izin verin. Bu noktada istediğiniz şeyin olacağına dair içinizde şüphe taşımamalı eğer şüphe varsa bunun da farkinda olup devre dışı bırakmalısınız.

6.Niyet etmek çok güçlü bir araçtır. İstediğiniz şey için niyet ettikten sonra sürecin sizin önünüze neleri sermeye başladığı konusunda dikkatli olup, sezgilerinizin de yardımıyla yönlendirildiğiniz mekan, kişi ve durumlarla ilgili mesajlari almak için kendinize izin verin. Bu mesajlar size, puzzle' in diğer eksik parçalarını tamamlamanız için ipuçları verecektir.

7.Bütün bu süreç işlerken harekete geçmek adına gerekli aksiyonlarla ilgili belirli gerçekleştirme tarihlerini de içeren bir plan hazırlamalısınız. Unutmayın hiç bir şey gökten zembille inmeyecek ! Siz hayatınızda her neyi istiyorsanız bunun için eylemlerde bulunmak durumundasınız.

8.Gerekli eylemlerde de bulunduktan sonra sürecin işlemesi esnasında huzur ve dinginliğinizi korumak, her anının keyfin çıkarmak, enerjinizi ve mutluluğunuzu daha da arttıracak ve istediğinizi hayatınıza çekmenizi daha da kolaylaştıracaktır.



Sevgiyle Kalın.

Erim ERGÜN
Yaşam Koçu
3  Paylaşımlarımız / Hikayelerimiz / Bırakmasını Bilmek : Aralık 22, 2010, 09:21:54 am
Bırakmasını Bilmek  gülme
Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Bu yüzden sınıfın tam karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi: “Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir.”

Çocuklardan biri acıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu. “Elimi çıkaramıyorum!” Konfüçyus, “Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır,” dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu, ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı?

Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu! Konfüçyus, “Fakat bu, göründüğü kadar basit değil,” dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken. “Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz.”


Bu hikayeyi Ann Donegan Johnson’dan alıntıladım. Ne yazık ki, nerede okuduğumu not almamışım.

Bu aralar tutunageldiğim şeyleri bırakmak benim hayatımda tekrarlanan bir tema haline geldi. Bir şeyleri bıraktıkça, ellerimin ne kadar dolu olduğunu, avuçlarımın nasıl da sıkı sıkı kapalı olduğu farkediyorum. Bırakıyorum, bırakıyorum bitmiyor.

Bir de şuna dikkat etmeye başladım. Elime yeni bir şeyler almak konusunda da artık eskisi kadar hevesli değilim. Bir şeylere tutunmaya bir kere başladığımda onları bırakmanın ne kadar çaba gerektirdiğini farkettiğimden olsa gerek, yeni bir şeyi sahiplenmeden evvel şöyle bir düşünüyorum. “Bu yenilik bana gerçekten bir şey katacak mı? Yoksa bir gün gelip kendimi ondan kurtulmaya çalışırken mi bulacağım?”

Şimdilik sadece hayallere ve umutlara tutunuyorum. Başka her şey avuçlarımdan akıp gidebilir. Umarım.

Kaynek:kendirenginibil blog
4  Paylaşımlarımız / Hikayelerimiz / Sizin Neyiniz Eksik ? : Aralık 22, 2010, 09:10:54 am
Sizin Neyiniz Eksik ? gülme
Ben okuduğum üç kitap bana zayıf yönlerimi, olumsuz yanlarımı gösterdi diye tırmanmayı askıya aldım ve kamp kurdum ya. Dün nispeten daha kolay olan kitaba bir daha göz attım. Bir yandan da aklımın bir köşesinde bu kamp haberini alınca blogda paylaşmamı tavsiye eden dostumun sonradan yaptığı uyarı var. “Bu okuduklarına hemen inanmanı da sorgulasan mı ? Attığın adımların doğru olup olmadığını nasıl bilebileceğine ilişkin nasıl ölçütlerin var acaba?" diye sordu.

Gerçekten düşünmeye değer. Bana hatalarımı söyleyen ve beni uyaran kitapları okurken aklımda tutmam gereken bir uyarı bu. Diyelim ki, ben gerçekten tüm bu hatalara sahibim. Tüm bu engelleri hayatıma kendim koyuyorum. Böylece şimdiye kadar yaptığım tüm yanlışlar açıklanmış oluyor. Hayatımın geride kalan 41 yılının üzerine engellerimle, zayıflıklarımla, hatalarımla birlikte sünger çekiyorum ve yeni bir ben olarak yeniden başlıyorum.

Ama o 41 yılın içinde benim başardıklarım, çok iyi yaptıklarım da var. Kitapların hatalarım olarak gözüme soktuğu özelliklerden bazıları (bence) bana iyi hizmet etti. Detaylara fazla takılıyorsun diyorlar, ama harika bir müzik arşivine sahibim. Her şarkının adı, şarkıcısı, albümü, hatta albüm kapağı tamamdır. Bir arkadaşıma müzik hediye ettiğimde bu küçük ayrıntılardan şikayet eden hiç olmadı. Hatta her şarkı çalarken ekranda albüm resmini görmekten keyif alırlar. Listelere fazla önem veriyorsun diyorlar, benden istenen hiçbir şeyi unutmam, hiçbir zaman eksik veya yanlış alışveriş yapmam. Kurallara aşırı uyuyorsun, hep önlem alıyorsun diyorlar. İş ve özel hayatımda kimse beni beklemek zorunda kalmaz. Hatalı yanlarım benim 17 yıl boyunca hiç sevmediğim bir meslekte yükselmemi sağladı. Takıntılarım ve detaylara verdiğim önem benim yabancı bir dili anadilim gibi konuşmamı sağladı.

Belki de Douglas Forbes’a, Jan Spiller’a ve Dan Millman’a hata veya eksik gibi görünen yönlerimden hiç olmazsa birkaçı benim bu hayatta doğru zamanda, doğru şeyi, doğru şekilde yapmamı sağlıyor. İşte bu yüzden değiştirmem gereken yönlerimin bir listesini yaparken (ille bir liste yapılacak yani) her şeyi çöpe atmamaya dikkat etmem gerekiyor. Beni mutsuz ettiğini düşündüğüm yönleri değiştirmeye çalışıyorum. Çoksatan bir kitap yazmış olsanız bile sırf siz dediniz diye beni veya sevdiklerimi mutlu eden hatalarımı kamp çadırında bırakmayacağım. Onlar benimle birlikte tırmanışa devam edecek.

Bu düşüncelerle dolaşırken aklıma taa 2001 yılında İNKADE’de rastladığım ve bir kenara koyduğum bir hikaye geldi. Her zaman rastladığımız Tavuk Suyuna Çorba hikayelerinden farklı göründü. Beni düşündürdü. Küçük bir çadırın içinde 2000 metre yükseklikte eksiklerimin listesini yapmaya yeltenmişken sol kolu olmayan küçük bir judocu kafasını kapıdan içeri uzattı. Eksiklerimin bazıları için şükretmem gerektiğini hatırlattı.

9 yaşındaki bir Japon çocuğunun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir Judocu olmaktır. Fakat talihsiz bir trafik kazası sonucu sol kolunu kaybeder. Hem çocuk, hem de ailesi yıkılır. Ailesi sırf çocuk oyalansın diye, Japonların en ünlü Judo hocalarından birini tutar.

Hoca kolları sıvar, çocuğa tek kolla yapabileceği yegane fırlatma hareketini öğretir. Gece gündüz çocukla beraber bu hareketi çalışırlar. Bir müddet sonra çocuk hareketi gayet iyi ve hızlı bir şekilde yapmaya başlar. Fakat hocası çocuğa her gün saatler boyu hareketi adeta ezberletir. Çocuk bu hareketten sıkılıp yeni hareketler öğrenmek istedikçe, hocası bu hareketi dünyada en hızlı o yapana dek çalışmasını ve başka hareket öğretmeyeceğini söyler. Bir müddet sonra çocuk bu hareketi yıldırım hızıyla yapmaya alışır. Bunun üzerine hoca, çocuğa artık bir turnuvaya katılma zamanının geldiğini söyler. Olacak şey değildir. Tek kollu bir judocu tek hareketle turnuvaya katılacaktır. Çocuk itiraz ettikçe hocası “Evlat, sen öğrendiğin hareketi yap, gerisini merak etme” diye öğütte bulunur.

1. tur, 2. tur derken, çocuk turları gayet rahat geçer. En nihayet finale gelir. Tek hareket bilgisi ile finale gelen çocuğun rakibi bölgenin en iyi judocusudur.

Çocuk dev cüsseli rakibini görünce korkar. Hocası yine sakindir. “Evlat, sen bu harekette dünyada teksin, kendi oyununu yap yeter” der. Çocuk rakibine kendi hareketini şimşek hızıyla uygular. Rakip kalktıkça aynı hareketi yineler. İnanılır gibi değildir, çocuk tek kolla, tek hareketle şampiyon olmuştur.

Çocuk dayanamaz ve hocasına “Hocam inanamıyorum, ben nasıl şampiyon oldum?” diye sorar. Hocası yine sakin bir ifade ile şöyle cevaplar, “Bu zaferin iki sırrı var oğlum. Birincisi, judonun en güç hareketlerinden birini çok iyi yapabilmendir. İkincisi, bu harekete karşı tek bir savunma vardır. O da hareketi yapan rakibinin sol kolunu tutmak.”

Kaynak:kendirenginibil blog
5  Evrensel Enerji Sistemleri / Enerji Uygulamaları / DEĞİŞİMİN 8 BASAMAĞI : Kasım 10, 2010, 01:08:38 pm
Değişimin 8 Basamağı


 1. Farkındalık

Acaba bu olabilir mi? Bu mümkün mü? Gibi sorular bizi değişimin birinci basamağına taşır. Biz fark etmesek de, bir şeyleri fark ettiğimizde, kalbimizin açılması gerçekleşir ve kalbimizde Tanrı Sevgisi vardır. Bu durumda 5. boyut olarak özetlenebilecek perdenin önüne gelinmiş olunur. Hala sorgulamaya devam ediyorsanız 1.basamakta bulunmaya devam ediyorsunuz demektir. Siz farkına vardığınızda, bu size kalbinizde Tanrı Sevgisinin olduğunu gösterir. Perdenin önünde duran bir çok insan vardır. Ancak, çoğu perdeyi geçmeyi istemez. Benim sabit, güvenli bir hayatım var denir. Ancak, yaşam yolunuz sizi sorgulamaya itmeye devam eder. Tanrı sevgisi var ise bu Üst Beniniz ile bağlantıda olduğunuzu gösterir. Burada hissedilen daha fazla bütünlüktür. Bir yakınınızı kaybettiğinizde, işsiz, parasız, çaresiz ve yalnız kaldığınızda, bir şeyler sizi iter ve sorgulamaya başlarsınız. Enerjinin yükselmesi ancak daha fazla kişinin fark etmesi ile olur. Önceden geçiş için kritik seviye %1 iken işimdi %0,5 civarındadır. Yaptığınız çalışmalarda sürekli sorgulama durumunda iseniz ilerleyemezsiniz. Fark edip perdenin önüne gelindiğinde ikinci basamak için hazırsınız demektir.
 




 2. Niyet ve İstek


Perdenin ötesine geçmek niyet ve istek gerektirir. Bu işin en zor kısmıdır. Çünkü, bu güne kadar oluşturduğunuz her şey, her düşünce, din etkisi, kültür vb. sizi zorlamaya başlar. Kişiler bu durumu muhafaza etmek isterler. Ben yapamıyorum demeye başlarlar. Çoğu kişi nasıl yapacağım diye sorar. Bazıları kitap okur, meditasyon yapar, önceki başaranları izler. Perdeyi geçmenin bir yolu, yordam ve zamanı yoktur. Değişimin en uzun süren bölümüdür. Gerçekleşmesi de zaman alır. Teorik olarak ne olduğunu bilirsiniz ancak, adım atmak kolay değildir. Kendimizi güvende hissetmeye yarayan korku kalıplarını bırakabiliyor muyuz? Tüm bu safhaları geçmeden kendinizi şifalandıramazsınız. Bu eskiden çok zordu, şimdi ise enerjinin yüksekliği, kitlesel inanışlar vb. nedenlerle destek daha çoktur. Bağlandıklarımızdan bir şeyleri bırakmaya başladığımızda üçüncü basamağa hazırız demektir.




3.Zihnin Oyununu Anlamak



Hayatımızdaki aydınlık ve karanlık yanların ne olduğunu araştırmaya başlar, anlamaya çalışırız. Bu süreç, deneyim yaşadığımız dönemdir. Çünkü niyet ettiniz, şimdi her şey üstünüze gelmeye başlar. Burada önemli olan “Karanlık ve Aydınlığın” insanın zihninde olduğunu anlamanızdır. Bu tüm hücrelerinizi bunu öğrenmesine kadar sürer. Eğer hayatınızda aydınlık yaratıyorsanız bu Tanrı’dan bonus aldığınız için değil bunu siz istediğiniz içindir. Bu bizim kurban olmadığımızı, birilerinin bizi cezalandırmayacağını görmemizi sağlar. Yoksa, şansız bir ülkede doğdum, eğitim imkanım olmadı vb. olumsuz düşünceler bizi ileriye götürmez. İyi-kötü, güzel-çirkin vb. düşüncelerin, kavramların kendi zihnimizden geldiğini göremezsek tam anlamıyla teslim olamayız. Şifa için ilk üç basamak gerekir. Yapabileceğini görmek için fark et, bunu iste ve niyet et, hastalığın, sağlığın, iyinin, kötünün zihnimizde olduğunu kavra, bunu tam olarak gör ve kabul et. 3. basamakta, deneyimlerinize izin ve buna saygı duyun. Deneyimlerinizi es geçmemeye çalışın. Kendinizi kötü hissedebilirsiniz, bazı şeyleri öğrenene kadar bu deneyimleri yaşayacaksınız. Hayatınızda inişler, çıkışlar olacak. Deneyiminizi yadırgamayın. Canınız yanabilir. Ancak, acı anlıktır ve geçer. Acı çekmek ise “neden ayağımı şuraya vurdum?”, “ne çok canım acıdı” dememiz halinde bu durum auramıza yazılır. Sorun, her zaman bizim dirençlerimiz ve korkularımızdır. Bu süreçte, bizim tutmamız, bırakmamamızdan kaynaklanan sorunlar, artık acı esaslı öğrenmenin gereksizliği nedeniyle giderek azalacaktır. İlk dört basamak insanın kendisi ile ilgilidir.




 4. Karmanın Ortadan Kaldırılması



Ruhumuzu fark ettiğimizde karma en kolay bir şekilde ortadan kalkar. Bu ruhun, aslında yaşadığımız her şeyden bağımsız olduğunu anladığımızda gerçekleşir. Bir çok boyut ve yaşamın olduğunu fark ettiğinizde de karma ortadan kalkar. Geçmiş yaşamların olduğunu bilmezsem, bu neden benim başıma geliyor düşüncesi devam eder ve karma da sürer. 20 yıl öncesine kadar “Ben, karma döngüsünden özgür kalmak istiyorum”, diyemezdiniz. Ancak, şimdi bunu seçebilirsiniz. Her geçen gün sadece seçmek yetmeye başladı. Şimdi, Karmalarınızı yaşamadan kavurabilirsiniz. Karma kalkarsa Tanrı ile direkt olarak karşı karşıya kalırsınız. “Ben gerçekten karmalarımı kavurmak istiyorum” diyebilirsiniz. Önceleri, bunu söylediğinizde her şey üstümüze gelirdi. Bu bizim evrene yaşam derslerimizi hızlandırmak istediğimizi söylerdi. Şimdi durum değişti. Değişimin ilk dört basamağını halletmedikçe pek değişmiş sayılmayız. Bu dördü yaşamımızda var ise, insan olarak değişimin içindeyizdir. Bunlardan herhangi birinde sorun var ise incelenmesi gerekir. Farkındalık, istemek ve niyet, her şeyin zihnimizden geldiğini kabul etmek ve çok boyutluluk (karmayı kabul etmek) tamamlandığında evrensel farkındalık devreye girer. Bunlar tamamlandığında direkt temas sağlanır. Çünkü dersin kurallarından biri de bir şeyleri hatırlamak idi. Kendimizin çok boyutlu varlık olduğumuzu gerçekten hissettiğimizde, bundan emin olduğumuzda karma da bitmiş olur. Endişe var ise karma yaratılır. Ne kadar çok teslim olursanız karma o kadar azalır. “Ben geçmiş yaşamlarımı kabul ediyorum, oradan gelen enerjilerin nötrleşmesini istiyorum”, denildiğinde karma biter. Hasta iseniz direnç var demektir. Ancak, direnç olmamasına rağmen hasta iseniz, bu karmiktir. Düşünceler bu durumu çok etkilerler. Karma döngüsünden çıktığınızda ışık saçmaya başlarsınız.


5. Gezegene Işık Göndermek


İnsanlar sizin yanınıza gelince mutlu olurlarsa hep yanınıza gelirler. Bunlara tanımadığınız insanlarda dahildir. Çünkü onlar size çekilirler, siz bir ışık kaynağısınızdır. Bu aslında bizim zihnimizle duygu ve düşüncelerimizi kontrol ettiğimizi gösterir. Bu durumda elementler zihninizin isteklerine direkt olarak cevap verirler. Bu tür insanlar size aslında saf bilinç gönderirler. Diyelim bir insanın bir şeye (sağlık dahil) ihtiyacı var. Ona sadece Tanrısal sevgi göndermemiz yeterlidir. Çünkü, Tanrısal sevgi onun ihtiyacı olanı bilir ve karşılamak için çalışır. Yöntem ve yolu belirlemeye gerek yoktur. Bu yaklaşım, kişinin içindeki Tanrıyı görmektir. Koşula gerek yoktur. Tanrısal sevgi gönderdiğiniz insanlar iyileşirler. Eğer değişimin bu basamağını hallederseniz, gittiğiniz her yerde fark yaratırsınız. Hem de çok ciddi fark. Yıllardır çözümlenemeyen sorunlar çözülür, bozuk bir makine çalışır. Nasıl olacağını düşünmenize gerek yoktur. Sizin ışığınız yeterlidir. Bir kişi koşul koyarak talepte bulunsa dahi siz sadece Tanrısal sevgiyi gönderin. Çünkü her şeyin ham maddesi sevgidir.Ancak, bu seviyede iken, bunun için niyet etmeye gerek yoktur. Sadece sevgi gönderilir. Beklentisiz ve koşulsuz olunmalıdır. Bu seviyede iken affetmek de artık önemli değildir. Bunun yerine yaşananların planın bir parçası olduğunu anlamak yeterlidir. Her şeyin bir eş zamanlılık içinde yaşandığını görmek gerekir. Bu durumun benimle bir ilgisi yok, benim iyiliğim için bu durumla karşılaştığımızı anlamak gerekir. Onay tek başına yetersiz ve etkisi geçicidir. En temelden çözmek, böyle bir şeyin olmadığını anlamak ile gerçekleşir. Daha derine gittiğimizde kızılacak bir şey olmadığı da anlaşılır.

 6. Birlikte Yaratmak



Bu süreçte önemli olan birlikte yaratmaktır. Yani, ruhla birlikte yaratmak. Bu aşamada enerji ızgaraları ile çalışırız. Artık, siz kendinizle birlikte diğer insanlar için de yaratırsınız. Işık işçisi olursunuz. Diğer insanlar için çalıştığınızda kendiniz için de çalıştığınızı bilirsiniz. Bunu teorik olarak ta bilirsiniz ancak, farkında olarak çalışmalıyız.


7. Kendi Bedenimizi Şifalandırmak


Ruhsal şeylerle ilgilidir. Bu seviyede, kendinizi istediğiniz anda iyileştirebilirsiniz. “Ben kendimi şifalandırdım”, deyince olur. Bu durum çok zordur. Çünkü burada kendi DNA’larınız ile çalışırsınız. Bunun için ayrıca önceki basamakları da geçmek gerekir. Başkasına şifa uyguladığımızda onun enerji bedenleri ile çalışırız. Kendinizde ise tüm enerji bedenlerinizi fark etmeniz gerekir. Bu aşamaya kendi hücrelerimiz ile konuşarak gelebiliriz. Başka insanları tedavi ettiğinizde siz de algılamaya başlarsınız. Bu aşamanın tamamı boyutlar arasıdır. Bazen fiziksel dünyada iyileştirmek zordur. Bu durumda hastanın Üst Beninden izin alıp, zor iyileşecek kişi astrala götürülüp orada iyileştirilir. O uykuya dalar gibi hisseder. Amaç, Astral bedende tedavidir. Tüm enerji bedenleriniz ile ayrı ayrı çalışarak ilerleyebilirseniz. Görmeseniz de, hissetmeseniz de onlar orada. Tıpkı elektriği görmemeniz onun var olmadığını göstermemesi gibi.


8. Yükseliş


Yükseliş aşaması, Akaşik kayıtların tamamının bırakılmasıdır. Bu durumda sadece Tanrı Sevgisi kalır. Bu ise yükseliştir. Bu durumda tüm enerji bedenlerimiz birleşmiş olur. Bu sekiz basamağı yaşamımıza uyarlayın. Hayatınızda niteliği ne olursa olsun bir şeyleri değiştirmek istediğinizde, yaşam derslerimiz yaşamanız için de bu adımlar geçerlidir. İlk dördünü kolaylıkla uygulamamız gerekir. Cesaret korkuya rağmen yürümektir. Korku sizi sadece zihinsel olarak yavaşlatır.
6  Paylaşımlarımız / Hikayelerimiz / Kendimle Konuşmalar : Kasım 10, 2010, 12:58:37 pm
Kryon Neden İsrail'le Yakından İlgileniyor?

Kryon'un İsrail ile olan yakın ilgisine geçmeden önce onu bilmeyen okuyuculara kısaca Kryon'un kim olduğunu anlatıp, bilenlere ise kısa bir hatırlatma yapalım…

Metafizikle ilgilenen birçok okurun yakından tanıdığı bir isimdir Kryon. Ve Kryon kendisinin bir başka boyuttan, bir başka frekanstan bilgi aktaran hiç bedenlenmemiş bir “Ruhsal” varlık, Dünya İnsanının değer yargılarına göre de bir “Melek”, yani bir haberci olduğunu söyler.1986 yıllarında Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan ve ekonomik durumu oldukça iyi, bir “Ses Mühendisi” olan Lee Carroll ile, onun muhalefetine, kendisinin bir Pozitif bilimci olduğu ve bu tür şeylere inanmadığı itirazlarına rağmen onu, içinden gelen bir ses olarak hiçbir şekilde bırakmayıp onunla ilişki kurar, kendisini ve amacını anlatır. Ne var ki Lee, kendisini bir Pozitif Bilimci olarak tanıyan çevresinden bu olayı, onu “Deli” veya “Şizofren” olarak niteleyecekleri korkusu ile saklar. Ancak bu saklama en fazla birkaç yıl sürer ve sonunda Lee dayanamayarak pes eder, konuyu metafizikle alakadar olan çok yakın arkadaşlarına açar ve beraber yapılan birkaç celseden sonra Kryonun onlara verdiği birçok çarpıcı, halen tartışılan ve özellikle bir kısmı ilerde gerçekleşecek Bilimsel Bilgiler çerçevesi içinde, kendisini “Kryon” diye isimlendiren bu Ruhsal varlığa inanır ve güvenirler. Sonucunda, Kryon'un isteği ve aynı zamanda Kapak renk ve dizaynına kadar biçimlendirdiği ilk kitabının yayınlanmasına karar verilir (Ki, daha sonradan yayınlanacak diğer bütün kitapları da onun istediği biçimde dizayn edilir ve tarihlenir) ve bu kitabın adı “Bitiş Zamanı” dır. Bu kitap kısa zamanda ABD'de en çok satanlar listesine girer ve Türkiye'de yayınlanan diğer sekiz kitapla birlikte dokuz seri olarak raflardaki yerini alır.

Kryon genel olarak bir “Sevgi” varlığı olduğunu belirtmesine rağmen asal görevinin, üzerinde yaşadığımız Gezegenin “Manyetikleri”ni, yakın bir gelecekte oluşacak olan kaçınılmaz bir Gezegensel değişimin uygun bir şekilde biçimlendirilebilmesi amacıyla düzenlemek olduğunu anlatır mesajlarında ve bununla ilgili birçok çarpıcı bilimsel veriler verir. Yanısıra insan varlığının doğası, yaşamı ve varolan her şeyle ilgisine dair çok önemli evrensel bilgileri aktarır. İnsan DNA'sının 12 iplikçikten oluştuğunu ilk söyleyen odur ve insan genomunun, yani genetik haritasının çok yakın bir gelecekte, ki bu gün % 98 oranında keşfedilmiştir ve bilim artık 12 DNA iplikçiğinden bahsetmektedir, tamamiyle ortaya çıkarılacağını önceden haber veren odur. Evrendeki yaratılış dengesinin sağlanabilmesi için, bilimin hala gizemi ile teoriler ürettiği, boyutsal bir geçit olduğu ileri sürülen “Kara Delik” kavramının yanında bir “Ak Delik” olarak tabir edilebilecek bir başka denge unsurunun olduğunu ve bununda bilimce çok uzak olmayacak bir süreç içinde keşfedileceğini söyleyen odur. Ayrıca, evrenin bugünkü bilimce hala iddia edildiği gibi hiç de öyle yıldızlar ve galaksiler arası boşluklarla dolu olmadığını, aksine bütün evreni kaplayan, dünya üzerinde mevcut hiçbir araç ve gereçle görüntülenip tanımlanamayacak olan adeta yapışkan sayılabilecek prizmatik bir hücresel manyetik sistem ile dolu olduğunu ve bu sistem üzerindeki en küçük bir değişikliğin aynı anda evrenin diğer ucunda da vuku bulacağını, bu nedenle her şeyin birbiri ile bağlantılı ve alakalı olduğunu, bir “Bütün”ün parçası olduğunu , bunun, ilerde insanoğlunun bilimince de anlaşılacağını söyleyen de odur. Ve bunun gibi, bugün için hala keşfedilecek daha birçok şeyi bildiren ve anlatanlardan biri de odur…

Kuşkusuz bütün bunlar, yine Kryon'un da bahsettiği gibi evrenin “Akaşik” kayıtlarında, yani boyutsal kütüphanesinde başlangıçtan beri vardır. Dünya gezegeninde sadece bedenli olarak yaşayabildiğine inanan insanoğlu , bir gün gerçekte kendisinin ölümsüz bir enerji, bir RUH olduğunu ve gerçek kimliğini anladığında bütün bu kayıtlara ve bilgilere, hiçbir aracı olmadan ulaşabilecek, İsa nebinin dediği gibi olanaksız görünen bir çok şeyi, bedenli iken bile yapabildiğini anlayacaktır…

Kryon, karmik bir kavim olduğunu sık sık vurguladığı İsrail'lilerden bahseder. Eğer Nuh Tufanı'ndan sonra insanoğlunun seceresi iyi takip edilirse, ortadoğuda, tufandan sonra oluşan insan popülasyonunun Nuh'un çocuklarından yeniden oluştuğu anlaşılabilecektir. Bu soyun belirli bir kavimde belirginleşmesi ise M.Ö 2.200'lü yıllara dayanır. Sümer yazıtları deşifre edildiğinde, o zamanda yazıtlarda yer alan Sümerce Anunnakiler yani “gökten gelenler” tanrı olarak bu insanoğulları ile yakın ilişkiler geliştirmiştir. Ki bu olaylar Kryon'a bir celsede sorulduğunda o, Anunnakilerin bir zamanlar dünya gezegeni üzerinde yaptıklarından ötürü hala o karmanın etkilerini yaşadıklarını söylemiştir.

Sonrasında bu Tanrılardan kendisini “Yahveh” olarak tanıtan bir Tanrı, İsrailoğullarının Tanrısı ve yaşayan Tek Tanrı, kendisinden büyük ve başkaca hiçbir Tanrı olmadığını söyleyerek onları kendi kavmi olarak betimlemiş ve İslam Dini'nce de iyi bilinen İbrahim atayı Babil'den çıkararak bu kavmi oluşturmuş, İbrahim soyundan Yakub'a, bir olaydan ötürü “Tanrıyla Güreşen” anlamında “İsrail” adını vermiş ve bundan böyle bu adla çağırılacak olan, sert, inatçı ve zaman zaman Tanrı Yahvehe de karşı gelip, onu inkar ederek başka ilahlara tapıp “Günah” işleyen, sık sık Tanrı Yahveh tarafından sert bir biçimde cezalandırılan, İsrailoğulları diye anılacak ve sonrasında bölgelerinden dört bir yana sürülerek bu “Karma” larının kefaretini yaşayacak kadim bir kavim yaratılmıştır.

İşte Kryon, Dünya üzerinde hiç bir İnsan Topluluğuna nasip edilmemiş böylesi ağır yaşam deneyimleriyle karşılaşmış ve üstelik gerektiğinde çok acımasızca cezalar uygulayabilen, yaşayan Tek Tanrı Yahveh gibi bir Tanrının vesayetinde varlığını sürdüren bir topluluk olan İsrailoğulları için “Karmik” bir kavim demekte ve ”Bu Kavmin, İsrailin işleri nasıl giderse Dünya işleri de öyle gider” diye söylemektedir. Bu sözü güçlendiren olgu, o zamanlarda yaşanmış olayların, bu günün üç temel Dini inancının da yaratıcısı olmasından gelmektedir. Bu nedenle Kryon, kaynağın aynı olduğunu, her üç dinin de, Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığın aynı kaynaktan beslenip aynı söylemleri söylemelerine, hatta bu söylemlerin bir çoğunun ”Evrensel Gerçek” olmasına rağmen çatışma içinde olduklarını anlatarak, bunun nedeninin sorgulanıp, işin özünün artık “İdrak” edilmesini istemektedir.

Kryon tarafından İsrailin burada, öncelikli ilgi alanında tutulması onların tarihten gelen o özel “Karmik” özellikleri nedeniyledir. Bu özelliklerin gizi yukarıdaki yazının satır aralarında, kısa bir analatik düşünce yapısı ile bulunabilecektir.

Tarihin derinliklerinden gelen karmik yaşam deneyimlerini “Ticaret” ile geliştirip büyüten bu günün İsrailinin, Dünya Gezegeninin belli başlı bütün üretim kaynaklarının üzerinde hakimiyet kurmuş, adeta inşa ettiği dev uluslarası ailesel şirketler aracılığı ve kuşkusuz paranın yadsınamaz gücü ile tüm Dünya hükümetleri üzerinde, adeta yıkılmaz, gizli bir güç oluşturduğu ifade edilmektedir. Ne yazık ki Amerika Birleşik Devletlerinin de bu gücün etkisinde olan en güçlü ülkelerden biri olduğu belirtilmektedir. Şimdi ise İsrailoğullarının, bu güçle oluşturdukları İsrail Devletinin, Tarihten gelen ve kendilerine Tanrı Yahveh tarafından söz verildiğini ileri sürdükleri topraklarda hak iddia ettiği ve bu hakkı eninde sonunda almak için elinden geleni yapacağı, bunu da, kamu oyunca “Büyük Orta Doğu” Projesi adıyla bilinen bir Proje vasıtası ile gerçekleştireceği ileri sürülmektedir. Ve bunun önündeki tek engelin ise bölgenin bir diğer tarihsel kavmi olan Müslüman kavimleri ve İslam devletleri olarak görüldüğü belirtilmektedir.Çünki onların da bu tarihi hakkın diğer tarafını temsil ettiği düşünülmektedir.Ama ne var ki İslam Devletleri, İsrailin bu büyük gücü karşısında oldukça çaresizdirler…

Birleşmiş Milletlerin, Dünya Gezegenindeki bütün Nükleer Silahların yasaklanması kararlarına hiçbir zaman İsrail Devletinin katılmadığı çeşitli basın, yayın organlarında yayınlanmıştır. Ve, ayrıca bu yayınlarca, İsrailin, Filistin ve Orta Doğu bölge ülkelerine, kendisince geçerli gördüğü nedenler ile yaptığı saldıralar neticesinde, onu kınayan bütün Birleşmiş Milletler kararlarını tanımadığı da bildirilmiştir. Ve yine bu gün İsrail Devletinin, tabiri caizse harıl harıl Nükleer silah üretmekte ve alabildiğine stoklamakta olduğu da bildirilmektedir. Peki ne için? Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık tarihi incelendiğinde hangi başkanlarının bu silahlanma ve bölgesel yayılmaya karşı çıkıp dur dediği ve, bundan ötürü öldürüldüğü hiçbir zaman kanıtlanamamış bir söylenti olsa bile, daha bir çok barışçıl söylemlerin akabinde suikaste kurban giderek öldürüldükleri, çeşitli yayınlarda yapılacak küçük bir araştırma ile açıkça görülebileceği ifade edilmektedir. İsrail Devletinin şu andaki bu Nükleer silahlarının ise sadece Orta Doğu ülkelerini yok edecek boyutta değil, aynı zamanda da bütün Dünya yaşamını tehlikeye sokacak boyutta olduğu söylenmektedir . Ve İsrailin, her türlü karşı çıkışa rağmen, kendisini koruma iç güdüsü ile bir gün, ansızın bölgedeki en güçlü “Nükleer” tehlike olarak gördüğü bir İslam Devleti olan İran'a saldırabileceği ve onu Nükleer silahlarla vurabileceği ve bunun aksinin de olabileceği anlatılmaktadır. Bir gün İran'ın, kendisince haklı sabrı taşıp İsrail'e Nükleer bir saldırı yapabileceğinin de ihtimal dahilinde olduğu bildirilmektedir, ki bu her iki olasılık senaryosu konusunda Kryon'un uyarıları da bilinmektedir. Böylece, bundan sadece Orta Doğu Devletleri değil, bütün Dünya etkilenecektir, bu ise, en kısa ve öz tanımıyla yeni bir “Dünya Savaşı”nın başlaması demektir. Ki, eğer olursa, bu savaşın hiçbir zaman galibi olamayacak ama kaybeden bütün İnsanlık olacaktır…

İşte Kryon'un bilip de söylemediği şeylerin bir kısmının bunlar olduğu düşünülebilir. Onun için, bu savaşı başlatabilecek ve Orta Doğuda, Dünya yaşamını dahi sonlandırabilecek derecede güçlü silahlara sahip tek ülkenin İsrail olduğu iddia edilmiştir. Onun için Kryon, “İsrail nasıl giderse Dünya da öyle gider “ demiştir. Bundan daha açık bir anlatım olabilirmi? Onun için Kryon, bütün “Işık İşçileri”nin yardımını istemiş ve var güçleri ile bu ülkeye Sevgi, Barış ve Huzurun duygularını, titreşimlerini göndermelerini, bu ülke insanları ile “Kalp” lerini birleştirmelerini istemiştir. Bununla da yetinmeyip, “Kendinizi oraya demirleyin, zincirlerle bağlayın” demiştir. Onun için bu ülkeyi, sevgi için barış için “Meditasyonları n Odağı”, “Kalpler”in odağı olarak tarif etmiştir…

Sevgili Işık İşçileri, bir kez daha “Kalplerinizi”, sevginizi ve aydınlık farkındalığınızı bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına, liderlerine, barış, sevgi, huzur ve mutluluk dolu bir Dünya için odaklayın… Bir kez daha Meditasyonları nızın odak noktası, bu ülke insanlarının, liderlerinin barış, sevgi ve huzur için “Aydınlık Farkındalığa” kavuşması olsun…

Sevgi, barış ve huzurla…
7  Kişisel Gelişim / Çekim Yasası / Ynt: Bunları Sakın Yapmayın... : Ağustos 11, 2010, 01:21:22 pm
 medi  bu şimdimi söylenir   hıh  neyse olan oldu iki hatayada düştüm şimdi çözüm nedir  h.h

 melek 
8  Evrensel Enerji Sistemleri / Reiki / Çeşitli Konularda Reiki Uygulamaları : Mart 15, 2010, 10:53:02 am
ÇEŞİTLİ KONULARDA REİKİ UYGULAMALARI

HAMİLELİKTE REİKİ UYGULAMASI

Reiki, anne karnındaki bebek ve annesi için hem güvenli, hem de yararlıdır. Reiki eğitimi almış ve inisiye olmuş anne adaylarının, hamileliklerini daha kolay geçirdikleri ve daha rahat doğum yaptıkları çeşitli tecrübelerle bilinmektedir.

Reiki, anne adaylarına şu durumlarda yardımcı olmaktadır-

* Sabah bulantılarında,
* Hamilelikten kaynaklanan stres ve yorgunluklarda,
* Bebeğin sağlıklı gelişiminde,
* Hamilelik esnasında ağrıyan kasların, eklemlerin ve omurganın rahatlatılmasında,
* Anne ve çocuk arasındaki bağı kuvvetlendirmekte.

Reiki eğitimi almış ve inisiye olmuş anne adayı, ellerini karnına koyduğunda doğmamış bebeğe saf ve koşulsuz sevgiyi aktarır. Hamilelikte uygulanan Reiki programı, doğum sonrası yaşanan depresyon etkilerini azaltır. Anne, karnındaki bebeği evrensel bir enerji ile kapladığı için bebeği rahatlatır.
Bebeğin babası da Reiki uygulayıcısı ise hamilelik boyunca eşine yardımcı olabilir. Eşinin karnına ellerini her koyduğunda, baba-çocuk arasındaki o önemli bağı oluşturur ve bu sayede bebekle doğmadan iletişim kurmayı başarır.

Reiki, anne ve bebeğin, doğumdan sonra birbirlerini keşfetmelerini çabuklaştırır. Özellikle sezaryen ile yapılan doğumlarda yara ve dikiş izlerinin iyileşmesinde yardımcı olur.

BEBEKLERE REİKİ UYGULAMASI

Yeni doğan bebeğin göbek bağının iyileşmesinde ve bebeğin, anne karnından sonraki yeni dünyası ile tanışırken yaşadığı huzursuzluklarda yararlıdır. Eğer bebek anne sütü ile besleniyorsa, sütün bolluğu ve tazeliği Reiki ile desteklenebilir. Biberonla beslenen bebek için hazırlanan mama Reiki enerjisi ile arıtılıp, zenginleştirilerek bebeğin daha kolay doyması sağlanır. Karnı doyan bebek, daha az uykusuz gece demektir.
Reiki, yeni doğan bebekteki dengeyi düzenlediği için uyku düzeni daha rahat sağlanır.

Önemli not:
Bebek konusunda bütün endişelerinizi doktorunuza danışın. Reiki uygulaması size yardımcı olur, fakat hiçbir zaman tıbbî tedavi yerine kullanılmaz.


ÇOCUKLARA REİKİ UYGULAMASI

Reiki, çocuğunuzla yaşamınız boyunca sürecek ilişkinizde size yardımcı olacaktır. İlk günlerden bebekliğe, ergenlikten yetişkinliğe kadar.
Reiki, bütün acılar ve ağrılar için mükemmel bir yardımcıdır. Düştüklerinde ya da yaralandıklarında içgüdüsel olarak çocuklarımıza dokunuruz. Reiki ile bu dokunmalar, daha fazla tedavi edici olur.

Reiki, çocuklarınızla paylaşacağınız çok özel bir armağandır. Onlara Reiki'nin beş altın kuralını öğretiniz ve hayatlarında uygulamalarına yardımcı olunuz. Çocuklar Reiki'yi severler, mümkünse çocuğunuzun da öğrenmesini sağlayın. Bu, onun kendi hayatına daha rahat odaklanmasını sağlayacaktır. Ev ve okul hayatında daha tutarlı olması için gereken ruh-beden dengesini kurmakta zorlanmayacaktır.

Bir öneri :
Bir çocuk, herhangi bir yaralanma esnasında şokun etkisiyle ağlayacaktır. Bir elinizi mide çakrasına, diğer elinizi kök çakrasına koyarak, ona ilk yardım yapabilirsiniz.


HAYVANLARA VE BİTKİLERE REİKİ UYGULAMASI

Bütün hayvanlar Reiki'yi çok sever. Onlar, insan eli tarafından kendilerine özel bir şey verildiğini içgüdüsel olarak algılar. Reiki'yi kabul etmeyen bir hayvanla karşılaşmak olağandışı olur. Bütün hayvanlar, Reiki uygulaması yapıldığı zaman sakinleşir ve rahatlar.

Birçok evcil hayvanın insanlara benzeyen bir anatomik yapısı vardır. Reiki uygulamasını, insanlarda kullandığınız pozisyonları kullanarak hayvanlarda da uygulayabilirsiniz. Yirmi beş ila otuz dakika, bu uygulama için yeterlidir. Yaptığınız uygulamalarda, enerjiyi daha fazla çeken yerlerde daha uzun kalabilirsiniz. Kedi ve köpekler, ihtiyaç duydukları kadar önünüzde uzanıp yatarlar. Yeterli enerjiyi depoladıkları zaman ise kalkıp giderler, bazen de uyuyup kalırlar.

Herhangi bir operasyon geçirecekleri zaman, operasyon öncesinde yapacağınız uygulama anesteziye kolay girmesine, daha kolay ayılmasına yardımcı olurken, operasyon sonrasında yapacağınız uygulama doğal iyileşme sürecini hızlandıracak, daha az ağrılı ve sakin olmasını sağlayacaktır.

Reiki'nin sakinleştirici özelliği, hareketli bir hayvana iyi gelecektir. Yakınma ulaşamadığınız bir durumdaysa, uzaktan uygulama yapabilirsiniz. Bu uygulamayı özellikle, yanma yaklaşılması tehlikeli olan hayvanlar için kullanabilirsiniz.

Ani yaralanmalarda Reiki size yardımcı olacaktır. Reiki ile hayvanın korku hali azalır ve yaralı olan yerine bakılmasına izin vermekte sorun çıkarmaz.   

Hayvanlar özellikle başlarına, çenelerinin altına, kulaklarının yanma ve alınlarına uygulama yapılmasından hoşlanırlar. Ayrıca göğüs, karın ve sırt bölgesine de uygulayabilirsiniz.

Kuşlar ve balıklar için bulundukları kafes ya da akvaryumun yanlarından içeriye doğru uygulama yapabilirsiniz. Elinizde tutabildiğiniz bir kuşa, avuçlarınızın içindeyken yapacağınız on beş dakikalık bir uygulama, çok iyi gelecektir.

insanlar gibi, hayvanlar da hasta olabilirler. Bizim gibi, onlar da stres ve korku yaşayabilirler. Örneğini aşı için veterinere gittiğinizde huysuzlaşabilirler. Bekleme odasında beklerken ve aşı sırasında kollarınızda tutarken, bir yandan da Reiki verebilirsiniz. Böylece, onların yoğun duygusal tepkilerini yumuşatabilirsiniz.

Acil durumlarda, doğal felaketlerde, hayvanlara uzaktan enerji gönderebilirsiniz.

Evinizde ve bahçenizde, bakımını yaptığınız bütün çiçek ve bitkilerinize Reiki uygulayabilir, bunu yaptıktan sonra, gelişmelerindeki sürat ve farkı keyifle izleyebilirsiniz.

Saksı çiçeklerinizde, büyümüş olan bitkilere ellerinizi gövdenin iki yanında tutarak uygulama yapabilirsiniz. Yeni bir çiçek diktiyseniz, saksısının iki yanından kök hizasında Reiki uygulayabilirsiniz. Bahçenizde yetişen bitki ve ağaçlarınız için arada bir yapacağınız uzaktan uygulama, onlara çok keyif verecektir.


KRİSTAL, DEĞERLİ VE YARI DEĞERLİ TAŞLARA REİKİ UYGULAMASI

Reiki ile kristallerinize, değerli ya da yarı değerli taşlarınıza kuvvetli uygulamalar yapabilirsiniz. Daha sonra bunları takı ya da uygulamalarda kullandığınız zaman, ilave bir pozitif enerji oluştururlar.

Uygulama yapmadan önce taşlarınızı bir dakika soğuk, akarsuyun altında tutun. Güneş gören bir yerde, kendi kendine kurumalarını sağlayın. Kuruduktan sonra, iki elinizin arasına alarak en az beş dakika olmak üzere, istediğiniz kadar Reiki verin. Eğer birinci sembolü biliyorsanız uygulamanızı onunla yapın. Bu uygulamayı yaptıktan sonra, onların güçlü enerjilerinden istediğiniz şekilde yararlanabilirsiniz.
En az haftada bir bu uygulamayı tekrarlayın.


KAYNAK : Reiki Evrensel Yaşam Enerjisi / GülümOmay / Reikievi yayınları
4. baskı
9  Evrensel Enerji Sistemleri / Reiki / Reiki'nin Değişik Kullanım Alanları : Mart 15, 2010, 10:51:43 am
REİKİ'NİN DEĞİŞİK KULLANIM ALANLARI
Mekân Temizliği

Reiki'yi, bulunduğunuz odaları (enerji bakımından) temizlemekte kullanabilirsiniz. Uygulama yapmadan önce çalışacağınız odayı; yolculukta ya da bir otel odasında, sizden önce kalanların enerjisini temizlemek için; kalabalık davetlerden sonra salonunuzu temizlemek için kullanabilirsiniz. İkinci aşama eğitimi aldıysanız, bu uygulamayı" birinci sembol ile güçlendirebilir ve bulunduğunuz mekânda uyumlu enerjiyi sağlarsınız.

Objeler

Reiki'yi, her gün kullanılan eşyalara uygulayabiliri atmaya kıyamadığınız, çalışmayan aletlerinizi tamir için Reiki uygulamayı deneyebilirsiniz. Arızalı makineler, akü sorunlu arabalar, açılmayan kapı kilitleri, sıkışmış kavanoz kapakları üzerinde Reiki uygulaması yapmayı deneyin. Çok hoş sonuçlarla karşılaşacaksınız.

Yiyecek ve İçecekler

Yiyeceklerinizin besin değerini ve bereketini arttırmak için Reiki uygulayabilirsiniz. Yemek yaparken Reiki kanalınız açık olursa; yemeklerinizde ayrı bir lezzet olduğunu görürsünüz. Evinizin dışında yemek yediğiniz yerlerde, önünüzdeki yemeğinize birkaç dakika Reiki uygularsanız, olası yağ değişikliği ya da katkı maddeleri gibi sorunlarla fazla sıkıntınız kalmayacaktır. Reiki, yemeğinizi toksinlerden arıtarak size yardımcı olacaktır.

Koruma Alanı Yaratmak

Günlük hayatın içinde birinci sembolü kullanarak, dış enerjilerin negatif etkilerine karşı korunabileceğiniz bir alan yaratabilirsiniz. Kendinizi baskı altında hissettiğinizde, kalabalık odalarda, toplantılarda, toplu olaylarda, ulaşım araçları, içinde, birinci sembolü kullanarak yaratacağınız koruma alanı, sizi çok rahatlatacaktır. Başkasına yapacağınız uygulamadan önce, kendi üstünüze çizerek kullanacağınız birinci sembol, sizi koruma alanına alarak konuya odaklanmanızı ve farkındalığınızı güçlendirecektir.


KAYNAK : Reiki Evrensel Yaşam Enerjisi / GülümOmay / Reikievi yayınları
4. baskı
10  Evrensel Enerji Sistemleri / Enerji Uygulamaları / Sihirli Yemek : Mart 13, 2010, 11:40:09 am
Sihirli Yemek
   
 Sihirli yemek pişirmek nedir?
Sihirli yemek yapmak; yenilebilir maddeleri bir değişimin oluşmasında araç olarak kullanmaktır. Bunun güzel yanı ise, hem midenin keyif almasını, hem de damak zevkinin tatmin olmasını sağlamasıdır. Burada önemli olan yemek yaparken sadece nelerin kullanıldığı değil, aynı zamanda kullanılan enerjidir. Yemek yaparken devreye sokulabilecek birçok sihirli yöntem vardır. İmgeleme, enerji çalışmaları, şifalı otlar bilimi, renkler ve sesler gibi.

Hazırlama (planlama): Önce yapmayı düşündüğümüz yemeği hangi amaçla hazırladığımızı tam olarak belirlemeliyiz. Çünkü bu yemeği ulaşmak istediğimiz bir hedefe destek olarak kullanacağız; yani bu yemek bir olumlama yemeği olacak. Bundan sonra yapacağımız yemeğin malzemelerini bulmalıyız. Malzemeleri belirlerken tamamen kendi sezgilerimizi takip edebiliriz ya da yemek kitaplarından yardım alabiliriz. (Birinci şık daha doğru bir yöntemdir, ikinci şık ise yemek işinde tecrübe sahibi olmayanlar içindir). Ulaşmak istediğimiz amaca göre malzemelerin rengini, kokusunu, hangi elemente ait olduklarını tespit etmeliyiz.  Malzemelerin hangi elemente ait oldukları kadim zamanlarda belirlenmiştir.

Elementlere göre yiyecekleri sınıflandırsak:

Ateş element yiyecekleri: Dalda yetişen sebze ve meyveler, protein içerikli yiyecekler…

Toprak elementi yiyecekleri: Tuz ve kök bitkiler; yani patates, havuç, turp, yer elması, kereviz…

Hava elementi yiyecekleri: Yağ ve çiçek bitkiler; yani karnabahar, brokoli, çiçeği kullanılan her türlü bitki…

Su elementi yiyecekleri: Karbonhidrat ve yaprak bitkiler; yani ıspanak, semizotu, ısırgan, pazı, kuzukulağı…

Element ve yemek ilişkisi: Bir de bunun yanı sıra, Ay’ın günlük hareketlerinde hangi elementin burcunda olduğuna dikkat edersek, amacımıza yaklaşmak için bir adım daha atmış oluruz. Ay 28 günlük döngüsünde tüm elementleri üçer kez ziyaret eder. Hangi elementin içinde bulunuyorsa, o elemente ait gıdaların kalite ve enerjisini yükseltir. Bunu belirleyebilmek için düzenli olarak Ay takvimini takip etmek gerekir. Bu takibi kolaylaştırmak için; hangi burçların hangi elementlere ait olduğunu bilmek de gerekecektir. Koç, Aslan, Yay ateş elementine; Boğa, Başak, Oğlak toprak elementine; İkizler, Terazi, Kova hava elementine; Yengeç, Akrep, Balık su elementine aittir.

 

 

 

 Eğer yemeğimizi yaparken biraz daha detaylı çalışmak  istiyorsak, bir de burçların niteliklerini dikkate alabiliriz. Ay öncü nitelikteki burçlardan geçerken, yeni girişimleri, başlangıçları, yeni fikirleri destekler. Sabit burçlardan geçerken, içinde bulunduğumuz konumu korumamızı sağlar. Değişken burçlardayken bize esneklik verir, birden fazla konuya eğilmemize yardımcı olur; var olan durumu sonlandırıp yeni dönemlere başlangıç yapmaya yardım eder.

Mademki biz bu yemeği amacımızı desteklemek için yapıyoruz, öyleyse Ay’ın hedefimize uygun nitelikteki burçta olmasına da dikkat etmeliyiz. Örneğin; bir ilişkiyi bitirmek istiyorsak ve yapacağımız yemek buna destek olacaksa, Ay değişken burçtayken o yemeği yapmalıyız. Yeni bir projeye başlayacaksak, Ay öncü nitelikteki burçlardayken yemeğimizi hazırlayabiliriz.

Bunun için burçların niteliklerine de değinelim. Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak öncü nitelikte; Boğa, Aslan, Akrep ve Kova sabit nitelikte; İkizler, Başak, Yay ve Balık ise değişken niteliktedir.

Asıl önemli olan, bizim istediğimiz sonuca ulaşmamızdır. Seçeceğimiz yemek, kolayca yapılıp hemen fırına sürülen bir yemek olmamalıdır. Bu yemeğin üzerinde uğraşıp emek sarf etmemiz önemlidir; doğrama, harmanlama ve bol karıştırma gibi. Yemeği yaparken ne kadar çok emek sarf edersek, ona o kadar çok enerji yükleyebiliriz. Bu sayede, yaptığımız yemeğe imgeleme, ses ve benzerlerini daha fazla aktarabiliriz.

Alışveriş: Böyle özel bir yemek için ekolojik gıdaları, hatta kendi ekip biçtiğimiz ekolojik gıdaları kullanmak daha uygundur. Ancak ne yazık ki, her birimizin bütçesi ya da zamanı ve koşulları buna uygun olmayabilir. Eğer bu yemeği gerçekten önem verdiğimiz bir olumlama için kullanmak istiyorsak, en azından ekolojik malzemeler kullanmaya dikkat etmeliyiz.

Alışveriş yaparken sevdiğimiz mekânlardan malzemeleri toplamaya özen göstermeliyiz. Bu konuda halk pazarları yardımımıza koşabilir; bizim cıvıl cıvıl halk pazarlarımız çok bol malzemeye sahipler. Doğrudan köylerden gelen ekolojik malzemeler küçük partiler halinde doğrudan üreticiden alınabilir. Bu büyülü yemek için malzeme toplarken, sezgilerimizi devreye sokmalıyız. Kendimiz için neyin doğru olduğunu ancak kendimiz bilebiliriz. Bu yüzden malzemeleri satın alırken onlara dokunarak, elleyerek, onlarla temas kurarak seçmeliyiz. Bize en uygun domatesi, tüm domates içinden yine biz bulup seçebiliriz.

Hazırlama: Şimdi ihtiyacımız olan her şeyi satın aldık ve malzemelerimizi yemeğimiz için hazırlama aşamasına geldik. Bu bölümdeki tavsiyelerin işimize çok yarayacağını özellikle belirteyim. Mesela; meyve ve sebzeleri yıkarken hedefimize engel olacak her şeyin suyla beraber akıp gittiğini imgeleyebiliriz. Negatif olan her şeyin yıkanıp yok olduğunu düşünebiliriz. Malzemeleri doğrarken enerjimizi bıçağa yönlendirebiliriz (Bıçağı elimizin bir uzantısı gibi düşünmeli ve bizim enerjimizin onda toplandığını hayal etmeliyiz). Bu sayede, engelleyici her şeyi, kesip atabiliriz. Mesela kalan tüm artıkları çöpe atarken korkuyu, endişeyi, ya da bizi hedefimizden alıkoyan her şeyi çöpe attığımızı düşünebiliriz.

Enerji yükleme ve imgeleme: Yemeğimizi her karıştırdığımızda ulaşmak istediğimiz hedefe sahip olduğumuzu imgeleyelim ve bu enerjinin elimizden kaşık aracılığı ile yemeğe aktığını düşünelim. Kaşığı, yemekle el arasında bir nesne olarak düşünmeyip, kaşığı da elin bir uzantısı olarak kabul edelim. Mesela “Başarı” pişirmek istiyorsak, yemeği karıştırırken başarıya sahip olduğumuzu hayal edelim. İçimize dolan mutluluğu hissedelim ve bunu yemeğe aktaralım.

Diğer yardımcı unsurlar: Yemeğimizi yaparken birçok şeyden faydalanabiliriz. Mesela, hayalimizi desteklemek için konuya uygun bir şarkı dinleyebilir veya kendimiz söyleyebiliriz. Bizi neşelendiren her türlü müzik faydalı olacaktır. Burada yaratıcılığımıza sınır koymamalıyız. Yemeğin içine baharat eklerken dostlarımızın hedefimize nasıl destek olduklarını hayal edebiliriz. Neye inanıyorsak onu yemeği pişirirken devreye sokabiliriz; bu bir dua, ilahi, mantra vb. olabilir.

Yeme: Yemeğimizi yerken sahip olduklarımıza şükür etmek gerekmektedir. Hedefimizi pişirdiğimizin ve onu bünyemize dâhil edeceğimizin farkında olmalıyız. Yemeği yerken yemekle ilgilenmeliyiz. Yemeğin tadını çıkarmalı ve onun taşıdığı enerjiyi kendimize yüklemeliyiz. Bu sayede yemeği ne için programladıysak, onu hem bedenimize hem de ruhumuza almış oluruz. İstersek burada da imgeleme yöntemlerinden ya da destekleyici bir müzikten güç alabiliriz. Yemekle bir bütün olduğumuzu hissetmeliyiz

Serbest bırakmak: Yemeği yedikten sonra her şeyi toplayıp ortadan kaldırmalıyız. Ayrıca tüm yaptıklarımızı unutmalıyız; çünkü tüm bu yemek işlemini unutarak ona yüklediğimiz enerjiyi serbest bırakıp enerjinin rahatça akmasını sağlarız. Eğer sürekli yaptığımız işi düşünürsek enerjinin tıkanmasına ve kuşku doğmasına sebep oluruz.

Yemek yaparken, yukarıda verilen Ay taktiklerini kullansak da kullanmasak da, yaptığımız her yemeğe sevgi ve olumlu düşünce eklemek, hem bizi hem de bu yemeği yiyenleri, olumlu yönde etkileyecek, onların yaşama sevincini arttıracaktır. Yemek yaparken asla negatif düşünce içinde olmamalıyız. Ayrıca her yemeğin başlangıç ve bitişinde şükretmeyi unutmamalıyız.

NOT: Biraz daha detay sevenlere:

Ay’ın Yeni Ay evresi, yeni başlangıçları; Büyüyen Ay evresi, büyüme, gelişme, çoğalmayı; Dolunay evresi sonuca varmayı, hedefe ulaşmayı; Küçülen Ay evresi ise, sonlanmayı, azalmayı, küçülmeyi destekler. İstersek yemeğimizi yaparken Ay’ın bu evrelerini de dikkate alabiliriz.

Ayrıca unutmayalım: Büyüyen ay evresi kilo almamıza, küçülen ay evresi ise kilo vermemize yardımcı olur.

Sevgilerimle

 

 

 

Yurdahal 04.12.2008 Bostancı

  sl
11  Astroloji / Astroloji / Ynt: 2010 Yıllık Trendler : Mart 13, 2010, 09:10:48 am
Balık Burcu trendleri - 2010


Balık ve yükselen Balık burçları için 2010 yılı

2010 yılı Balık burçlarının yılı diyebiliriz. Kendinizi güçlü, motivasyonu yüksek ve başarılı hissedeceğiniz bu sene, tüm gözler üzerinizde olacaktır. Tabii bu güzel genişleme etkileri, bedeninize de kilo olarak yansıyabilir. Bu yüzden özellikle bu sene yediklerinize daha fazla dikkat etmelisiniz. İkili ilişkilerinizde ya da ortaklıklarınızda yaşadığınız zorluklar bitmiş hissi veriyor olsa da, son iki yıldır yaşadığınız zorlukları tam olarak 2010 yılının ikinci yarısında bitireceksiniz.  Partnerinizin kişisel olarak yaşadığı zorluklar , yılın ikinci yarısından itibaren finansal anlamda ön plana çıkacak ve sizin desteğinize ihtiyaç duyacaktır. Yine de yılın ikinci yarısı sizin finansal açıdan daha şanslı bir döneme giriyor olmanız, bu sizden kaynaklanmayan zorlukların üzerinden kolaylıkla gelebileceğinizi gösteriyor. Yılın ikinci yarısında kazancınızda artış söz konusu olacaktır. Farklı finansal fırsatlarla karşılaşabilir ve değerli hediyeler alabilirsiniz. İşinizle ilgili başkalarından beklediğiniz bazı destekler varsa, bu sene bu anlamda atılım yapabilirsiniz. Kredi ve borç konularında son derece dikkatli olmalı, ne borç almalı ne de vermelisiniz. Borç ve kredi gibi konular bu yılı atlattıktan sonra başınızı ağrıtabilirler.

 

Aşk

18 Ocak Jüpiter Balık’ta: İlişkilerinizde son yıllarda yaşadığınız zorluklardan sonra, şimdi karşınıza çıkan bu güzel dönemin tadını daha da iyi çıkarabilirsiniz. Bu dönemde yeni bir ilişkiye başlayabilir, hatta bu ilişkinizi evliliğe taşıyabilirsiniz. Bu sene genel anlamda evlenmek, ilişkilerde temel atmak için önemli ve olumlu bir yıl olacak. Duygusal anlamda kendinizi iyi ifade edebileceğiniz ve kendinize olan güveninizin arttığı bir dönemdesiniz. Eğer evliyseniz, evliliğinizi huzur içinde geçirecek, hatta evliliğinizden her zamankinden daha fazla keyif alacaksınız.

 

20 Mayıs -17 Haziran arası Venüs Yengeç’te: Aşk hayatınızda romantizmin ve duygusallığın ön planda olacağı bu tarihlerde, yine son derece duygusal bir aşka başlayabilirsiniz. Ancak tüm bunları yaşarken aşırı koruyucu davranabilir, anaç bir tavır sergilemeye de meyilli olabilirsiniz. Çocuklarınız varsa, onlarla ilgili mutluluklar yaşayabileceğiniz bir dönemdesiniz.

07-15 Haziran arası Jüpiter/Uranüs kavuşumu: Bu kavuşum sürpriz ve beklenmedik bir aşkın habercisi olabilir. Ancak bu ateşli beklenmedik ve aniden ortaya çıkan aşk, hem kısa süreli olma, hem de var olan ilişkilerinizi alt üst etme etkisine sahip olabilir. Dikkat!


İş/Kariyer/Para

18 Ocak Jüpiter Balık’ta: Kariyer fırsatlarını ve güzel iş olanaklarını ayağınıza getiren bir döneme giriyorsunuz. Karşınıza çıkan fırsat bolluğu kafanızı karıştırabilecek kadar yoğun. Hedeflerinize uygun doğru seçimleri yaparak, iş hayatınızda gerekli olan sorumluluğu üstlenmekten keyif duyacaksınız. On iki yılda bir kez elinize geçen bu fırsatı çok iyi değerlendirmelisiniz. Finansal anlamda da sizi olumlu etkileyecek olan Jüpiter, yaklaşık iki yıl süreyle iyi kazançlar elde etme imkânını da sunacaktır.

 

20 Aralık 2009 -10 Mart 2010 arası Mars Aslan’da geri harekette: Mars’ın bu geri hareketi yorucu ve yoğun bir iş temposunun göstergesi. Her ne kadar kariyerinizde olumlu ilerlemeler kaydetseniz de bu birkaç ay iş ortamınızda çıkabilecek aksiliklerin bertaraf edilmesi gereken bir süreci anlatmakta. Bu alanda yapacağınız yorucu çalışmalar, kariyerinizde istediğiniz ilerlemeyi sağlamaya yardımcı olacaktır.


Sağlık

20 Aralık 2009 -10 Mart 2010 arası Mars Aslan’da geri harekette: Sağlığınıza özen göstermelisiniz. Fiziksel olarak kendinizi zorlayabilir, kolay yorgun düşebilirsiniz. Ateşli hastalıklara, kalp ve dolaşım sistemi sorunlarına açık bir dönemdesiniz.

 

 
12  Astroloji / Astroloji / Ynt: 2010 Yıllık Trendler : Mart 13, 2010, 09:09:42 am
Kova Burcu Trendleri - 2010


Kova ve yükselen Kova burçları için 2010 yılı

Finansal anlamda hem güzel fırsatlarla karşılaşacak, hem de kesenin ağzını açmaktan kaçınmayacağınız bir yıla girdiniz. Eğer dikkatli davranırsanız, ekonomik koşullarınızı değiştirip, geliştirecek güzel fırsatlar yakalayabilirsiniz. Ayrıca yabancılarla olan ilişkiler, yüksek öğrenim, basın/yayın, yurt dışı seyahatleri, yabancı dil ve hukuki konularda sorumluluğu ele alacağınız bir döneme giriyorsunuz. Özellikle Temmuz’dan itibaren yaklaşık iki yıl süreyle bu alanda daha dikkatli ve  temkinli davranacağınızı söyleyebilirim.

 

Tüm bu saydığım alanlarla ilgili projeleriniz ya da göze alamadığınız zorluklar varsa, şimdi sorumluluğu anlama ve kavrama dönenme girmiş olmanız, başladığınız işi sonlandırabileceğinizi gösteriyor. 2010 yılı size  ayrıca beklenmedik deniz aşırı, uzak yolculukları da getirebilir. Tabii  ruhsal anlamda da beklemediğiniz gelişmeler yaşayabilir, belki de yine ruhsal anlamda farklı bir alana doğru çekilim duyabilirsiniz. Yine yılın ikinci yarısında eğitim öğretim gibi konularda başarılı olacağınızı, el becerilerinizin artacağını ve yakın çevreniz, akraba/kardeş ve komşularınızla olan ilişkilerinizin çok keyifli geçeceğini söyleyebilirim. Yılın ikinci yarısı özellikle kısa süreli seyahatlere hazırlıklı olmalısınız.

Aşk

20 Aralık 2009 -10 Mart 2010 arası Mars Aslan’da geri harekette: Mars’ın ilişkiler hanenizdeki geri hareketi, bu alanda yaşayabileceğiniz zorlukların da habercisi. Agresif tavırların ve gerginliklerin gündeme gelmesi çatışmalara yol açabilir. Karşı tarafın eleştirilerine ve sert ifadelerine maruz kalabilirsiniz. Gereksiz gerginliklerden kaçınılması gereken bir dönemdesiniz.

 

19 Ocak – 12 Şubat arası Venüs Kova’da: Yukarıda saydığım gerginliklerin üstesinden gelebilecek sükûneti ve huzuru kendinizde bulabilirsiniz. Bu günlerde Venüs’ün etkisi ile ilişkinizi olumlu yönde etkileme şansına sahipsiniz.

14 Haziran- 11 Temmuz arası Venüs Aslan’da: İlişkiler hanenizdeki Venüs, aşk ve evlilik hayatınızın huzur içinde olmasına sebep olacak. Partnerinizden gelen olumlu etki, zorlu geçen günlerin ardından size çok da iyi gelecektir. İlişkinizi bir üst seviyeye taşıyabilirsiniz.


İş/Kariyer/Para

18 Ocak Jüpiter Balık’ta: Finansal anlamda rahatlayacağınız ve kendinizi güçlü hissedeceğiniz bir yıla giriyorsunuz. Bolluk ve bereket vadeden Jüpiter, hem para kazanma olanaklarınızı, hem de gelirinizi çoğaltacaktır. Eğer bu dönemi biraz tutumlu geçirirseniz, geleceğe yönelik yatırım yapmanız mümkün olacaktır.  Elde ettiğiniz geliri somut hale çevirmeniz bu dönem için çok önemli. Bu tür bir tutum sizin gelecekte olan güvencenizin temel taşlarını oluşturabilir. On iki yılda bir elinize geçen bu fırsatı iyi değerlendirmeye gayret edin.

 

02- 06 Mart arası Venüs/Uranüs kavuşumu: Parasal anlamda sürpriz kazançların gelebileceği birkaç güne gireceksiniz. Aşırı harcama yapmaktan kaçınmalısınız, çünkü sınırlarınızı zorlama riskiniz var.

15 Eylül- 28 Ekim arası Mars Akrep’te: İşinizde ve kariyer hayatınızda kendinizi gösterebileceğiniz bir dönem. Fiziksel gücünüzü başarınız için kullanmak isteyeceksiniz. Dikkatinizi toplamakta zorlanmayacağınız bu tarihlerde, kariyerinizi olumlu yönlendirecek birçok işin üstesinden gelebilirsiniz.


Sağlık

 21 Haziran -23 Temmuz arası Güneş Yengeç’te: Yoğun çalışma temponuz, fiziksel olarak zorlanmanıza sebep olabilir. Aşırı yemekten kaçınmalı midenizi fazla zorlamamalısınız. Ayrıca ciğerlerinizi olumsuz etkileyen alışkanlıklarınızdan uzak durmanız gereken bir dönemdesiniz.

 

 
13  Astroloji / Astroloji / Ynt: 2010 Yıllık Trendler : Mart 13, 2010, 09:09:09 am
Oğlak Burcu trendleri - 2010


Oğlak ve yükselen Oğlak burçları için 2010 yılı

Yaptığınız her hareket bu sene şimşekleri üzerinize çekecek gibi görünüyor. Bu bahsettiğim etkinin hem iyi, hem de kötü anlamda çalışabileceğini söylemeliyim. Aşırı dikkat çekici çıkışlarınız; fevri ve beklenmeyen davranışlarınız,  bir süredir düzene koyduğunuz iş hayatınızı ve ilişkilerinizi zorlayabilir. Tüm davranışlarınızda kontrollü olmanız gereken bir dönemdesiniz. Kurduğunuz düzeni yıkabilecek her hareketten uzak durmalısınız.  Karşılaştığınız zorluklardan kurtulabilmek için yakın çevrenizden, kardeşlerinizden ya da akrabalarınızdan destek alabilirsiniz. Onlar size bu döneminizde seve seve destek olacaklardır. Yılın ikinci yarısı ile birlikte bu zorlayıcı etkileri yavaşça  üzerinizden atabilir, ardından kariyerinizde ve iş hayatınızda temkinli adımlarla yükselmeye devam edebilirsiniz. Ayrıca yine yılın ikinci yarısında ev ve aile ile ilgili konularda ani ve beklenmedik değişiklikler yaşayabilirsiniz. Hiç ummadığınız bir anda ev satın alabilir ya da ev değiştirebilirsiniz. Kısacası Temmuz ayından evinizdeki huzurun artacağınız ve evinizde mutlu olacağınızı bilmelisiniz.

 

Aşk

01-18 Ocak arası Venüs Oğlak’ta: Kendinize güveninizin arttığı bu günlerde, karşı taraf üzerinde olumlu etki bırakma özelliğine sahipsiniz. İkili ilişkilerde göz kamaştıran taraf olacaksınız.

 

01 – 26 Nisan arası Venüs Boğa’da: Aşk hanenizde dolaşan ve güçlü konumda olan Venüs, size ikili ilişkilerinizde şanslı bir dönem vaat ediyor. Gerek duygularınızı iyi ifade edebileceğiniz, gerekse aşkta istediğiniz hazzı yoğun yaşayabileceğiniz şanslı bir süreçten geçiyorsunuz.

20 Mayıs- 14 Haziran arası Venüs Yengeç’te: Eğer bekarsanız evliliğe sıcak bakacağınız, evli iseniz ilişkinizi daha da iyi bir hale getirebileceğiniz bir dönem. Bu tür olumlu etkileri hem siz hem de partneriniz birlikte yaşayacaksınız

İş/Kariyer/Para

15.01.-15.02 ve 13.08.29.09 arası Satürn/Pluto karesi: Ani kariyer değişiklikleri ile birlikte mantıklı bir yapılanma süreci de sizi etkisi altına alacak. Kariyer hayatınızdan ne beklediğinizi bilecek ve doğru adımlarla ilerleyeceksiniz. Beklenmedik bir şekilde ne istediğinizi daha açık bir şekilde anlayabilirsiniz. Önümüzdeki iki buçuk yıl süresince iş hayatınızda istediğiniz yere gelebilirsiniz. Disiplinli ve çalışkan bir dönemdesiniz.

 

15 Temmuz – 20 Ağustos arası Satürn Uranüs karşıtlığı: İşinizdeki beklentileriniz alt üst olma riski ile karşı karşıya bu dönemi sakin bir şekilde atlatıp, hedeflerinizden vazgeçmemeye çalışmalısınız. Aile içindeki beklenmedik sürpriz gelişmeler iş hayatınızı olumsuz etkileyebilir.

Sağlık

15.01.-15.02 ve 13.08.29.09 arası Satürn/Pluto karesi: Birkaç yıldır Oğlak’ta hareket eden Pluto sağlık alanında beklenmedik gelişmelerin habercisi zaten. Burada bahsettiğim dönemde ise Satürn’den alacağı sert etkiler, sağlığınıza muhakkak özen göstermeniz gereken bir süreci işaret ediyor. Stres ve gerginliklerinizin artması muhtemel görünmekte ve sizi zorlayacak gibi. Sağlık kontrollerinizi kesinlikle ihmal etmemelisiniz.

 

10 -25 Haziran arası Merkür İkizler’de: Sinirlerinizin zayıf düşeceği bir dönem yaşayacaksınız. Fazla eleştirel davranmaktan kaçınmalısınız. Huzursuz geçecek olan bu günlerde, mümkün oldukça serinkanlılığınızı korumalı, her şeyi üzerinize alınmamalısınız.

 
14  Astroloji / Astroloji / Ynt: 2010 Yıllık Trendler : Mart 13, 2010, 09:08:36 am
Yay Burcu trendleri - 2010


Yay ve yükselen Yay burçları için 2010 yılı

2010 yılında ev konuları ön planda olacak. Ev ile ilgili konularda sizi mutlu edecek güzel gelişmeler yaşayabilirsini. Bu yılın ilk yarısı ev sahibi olabilir, daha büyük bir eve taşınabilir ya da evinizi güzelleştirmek isteyebilirsiniz. Gerek ailenizle, gerekse aile büyükleriyle birlikte keyifli vakit geçireceğiniz bir dönem sizin için başlıyor. Parasal konularda dikkatli davranmalı ve tutumlu olmalısınız, tasarrufa yönelmeniz gereken bir yılın içindesiniz. Har vurup harman savurduğunuzda, bütçenizde beklediğinizden daha büyük bir delik açılabilir ve toparlanması da birkaç yıl sürebilir.  Arkadaş çevrenizdeki kalabalıkta bu sene bir azalma olacak, özellikle yılın ikinci yarısı bu daha belirgin gündeme gelecektir. Daha çok aileye yönelik tavrınız, sadece gerçek dostlarınızı tutacaktır.  Yılın ikinci yarısı özellikle aşk ve çocuklar ile ilgili konular gündeme gelecek ve bu alanda güzel bir hareketlenme başlayacaktır. Bu hareketlenme size 2011’de neler olabileceğinin sinyallerini de verecektir. Yılın son üç ayında sağlığınıza dikkat etmelisiniz. Yaralanma ve operasyon riski taşıyorsunuz. Ayrıca sinirlerinize de hakim olmanız gereken bu günlerde fevri davranmaktan kaçınmalısınız.

 

Aşk 

 

26 Nisan- 21 Mayıs Venüs İkizler’de: Venüs ikili ilişkiler hanenize girdiğinde , bu alanda yaşayacağınız güzel gelişmeleri de beraberinde getirecek. Evlilikte ve aşkta uyumlu ve ahenkli bir dönemde olacaksınız. İletişim kurmaktan zevk alacak, partnerinizle bol bol konuşma ihtiyacı hissedeceksiniz. İlişkilerinizde duygularınızı rahat aktarabileceğiniz bu dönem olumlu etkiler bırakacaktır.

28 Mayıs Uranüs Koç’ta: Beklenmedik sürpriz aşkların habercisi Uranüs aşk hayatınızı etkisi altına alacak. Kendinizi ummadığınız yeni ve farklı bir ilişkinin içinde bulabilirsiniz. Uranüs aşkta değişiklikleri getirebileceği gibi aşka bakış açınızı da değiştirebilir. Her ne kadar Uranüs’ün aşk hanenizdeki etkisi bir aç yıl sürecek olsa da, getireceği aşkın ani, yüksek dozda fakat kısa süreli olması da muhtemeldir.

06-25 Haziran Uranüs/Jüpiter kavuşumu: Duygularınızı ilişkilerinizde rahatlıkla ifade edebileceğiniz bu günlerde, ilişkilerdeki farklı beklentilerinizi de ortaya koymaktan ve ifade etmekten çekinmeyeceksiniz. Heyecanlı ve duygusal anlamda yoğun bir süreç olabilir.

İş/Kariyer/Para 

 

08 Nisan- 20 Temmuz arası Satürn Başak’ta: Bu tarihler arasında yeniden Kariyer hanenize girecek olan Satürn, tekrar işlerinize odaklanmanızı ve bu alanda biraz daha çalışmanızı sağlayacaktır. Kariyeriniz ile ilgili yarım kaldığını düşündüğünüz projelerinizin üzerine eğilebilirsiniz. Uranüs’ten de etki alacak olan Satürn, yeni hedefler belirlemeye meyilli olmanıza sebep olabilir, fakat siz yine de iş hayatınız ile ilgili gerçekçi hareket etmelisiniz. Henüz içinde bulunduğunuz iş şartlarınızı değiştirmemeli, var olan şartları geliştirip tamamlamalısınız.

07 Haziran- 30 Temmuz arası Marş Başak’ta: İşiniz ile ilgili yorucu bir dönemin habercisi. Kariyerinizi geliştirmek için daha yoğun çalışmak isteyeceksiniz. İş hayatında üstlerinize kendiniz gösterebileceğiniz ve çalışkanlığınızla takdir toplayabileceğiniz bir dönem.


Sağlık 

 

01 – 25 Nisan arası Venüs Boğa’da: Aşırı beslenmekten kaçınmalısınız. Yeme içmeye ve salgı bezlerinde yaşanabilecek problemlere açık bir dönemdesiniz.

21 Nisan-  22 Mayıs Güneş Boğa’da: Yorucu bir dönemin habercisi olan bu süreç, sağlığınızı ihmal edebilirsiniz. Aşırı yorgunluk bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyebilir.
15  Astroloji / Astroloji / Ynt: 2010 Yıllık Trendler : Mart 13, 2010, 09:08:04 am
Akrep Burcu trendleri - 2010


Akrep ve yükselen Akrep burçları için 2010 yılı

2010 yılı Akreplerde özellikle aşk ve çocuk hanesini fazlasıyla tetikleyecek. Aşk isteyenler bu yıl  birçok fırsat yakalayacaktır. Ayrıca çocuk sahibi olmak isteyen Akrepler için de bu yıl çok uygun görünüyor. Jüpiter’in beşinci evdeki bu etkisi özellikle yılın ilk yarısında daha da belirgin ortaya çıkacaktır. Sahne sanatları ile ilgili bir işiniz varsa başarılı bir yıldasınız demektir. Ayrıca gerçekten keyif alacağınız sizi mutlu edecek bir hobiye de başlayabilirsiniz.  Yılın ikinci yarısında bu iyi enerjinin bir kısmı çalışma ortamınıza kayacak. İş hayatınızda daha verimli ve çalışkan olacaksınız. Yeni bir iş ortamına geçebilir. Yeni iş arkadaşları ile tanışabilirsiniz.  Bu senenin ikinci yarısından itibaren sürecek yaklaşık iki yıllık bir belirsizlik süresine giriyorsunuz. Hayatınız ile ilgili bir takım değişiklikler yapmak isteyebilir, fakat bunları adlandırmakta zorlanabilirsiniz. Bu sürede iş değiştirmek ya da iş kurmak gibi girişimlerden kaçınmalı elinizdeki iş imkânlarını mümkünse bir iki yıl daha olduğu şekilde sürdürmelisiniz. Gerek konuşmalarınızda, gerekse yazışmalarınızda daha keskin ifadeler kullanmaya başlayabilirsiniz. Bu özellik hayatınızda  bir yetenek olarak ön plana çıkabilir. Yakın çevreniz, akraba  ve kardeşlerinizle olan ilişkilerinizde gerginlikler yaşayabilirsiniz. Özellikle bu sene dilinize biraz daha hâkim olmanız gerekebilir.

 

Aşk

18 Ocak- 09 Eylül Jüpiter Balık’ta: Aşk hayatınız olumlu etkiler altında. Bu dönemde yeni bir aşka yelken açabilir, son derece romantik bir ilişkiye başlayabilirsiniz.  Sevginizi paylaşmakta zorlanmayacağınız bu dönemde, siz de ihtiyacınız olan sevgiye kavuşabilirsiniz. Bu dönemde başlayan bir ilişki bağımlılığa dönüşme riskini de beraberinde getirebilir. Eğer evliyseniz, ilişkinizde uyum ve ahenk olacaktır. Ayrıca bu dönem çocuk sahibi olma imkânı da getirebilir.

11 Şubat- 12 Mart arası Venüs Balık’ta: Yukarıda saydığım özellikleri daha da belirgin hale getiren Venüs, belki de bu yılın aşk için en uygun dönemine işaret ediyor. Bu dönem duygularınız karşılıksız kalmayacaktır. Venüs ve Jüpiter’in güzel etkileri, önemli ve unutulmaz bir ilişkiye adım attığınızın göstergesi olabilir.

17 Nisan- 08 Mayıs ve 15 Temmuz- 26 Temmuz arası Satürn/Uranüs karşıtlığı: Aşk hayatınızda zorluklar yaşamanıza, hatta beklenmedik bir krizle karşı karşıya kalmanıza sebep olabilir. Eğer ilişkiniz güçlüyse bu dönemin üstesinden gelmeniz pek zor olmayacaktır.

İş/Kariyer/Para

01 – 07 Haziran arası Neptün/Mars karşıtlığı: Üzerinizdeki yükün ağırlaştığı bir dönem geçirebilirsiniz. İşlerinizin artması ile birlikte, zihninizin de karışık olacağı bu dönemde önemli işlerinizi ele almamaya çalışın.

 

26 Nisan- 20 Mayıs Venüs İkizler’de: Finansal anlamda başkalarından destek alabileceğiniz bir dönemdesiniz. Banka ve kredi konuları ile ilgilenmeniz de gerekebilir. Eğer borçlarınız varsa, bu dönem borçlarınızın üzerine eğilmeniz ve onlarla ilgilenmeniz olumlu sonuçlar getirecektir.


Sağlık

28 Mayıs Uranüs Koç’ta: Sağlığınızı ilgilendiren beklenmedik değişikliklere hazırlıklı olmalısınız. Uranüs içinde bulunduğu alanlarda ani, beklenmedik ve tahmin edilemeyen değişimleri göstermekte. Sağlık hanenize girmesi ile birlikte gerginliklerin gündeme gelmesi beklenebilir. Sinirlerinizi fazla zorlamamalı, aşırı yoğun çalışmaktan kaçınmalısınız.

 
Sayfa: [1] 2 3